Doğadaki Matematik etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Doğadaki Matematik etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

26 Mart 2008 Çarşamba

Bundan 2000 yıl önce Dünyanın çapını nasıl ölçtüler?


Bundan yaklaşık 2000 yıl önce dünyanın çapını nasıl ölçtüler? Dünyanın yuvarlak olduğunun Rönesans’tan sonra anlaşıldığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Orta çağ Avrupa’sında dünya düz olarak hayal ediliyordu, farklı bir dünya şekli tasvir edilemiyordu. Dünyanın yuvarlak olması onlara göre saçmaydı; madem dünya yuvarlak o halde nasıl olurda okyanuslar akıp tükenmiyordu, insanlar dünyanın altına geçip düşmeden nasıl durabilirlerdi yada sürekli baş aşağı duran insanların baş ağrılarına dayanamayacağı sanılıyordu.
Orta çağın çok öncesinde Eski Yunan’da hatta bilim adamlarına göre daha öncesinde de dünyanın yuvarlak olduğu biliniyordu. Eski insanlar dünyanın yuvarlaklığına dair deliller bulmuşlardı bunlardan bazıları; Ay tutulması sırasında ayın üzerine düşen dünyanın gölgesinin muntazam bir dairenin parçası biçiminde oluşudur. Bir başka kanıt geceleyin yıldızların dairesel biçimdeki hareketleri. En önemlisi ise (Şekil-1)dünyanın kuzeyine doğru yol aldığınızda kutup yıldızı ile ufuk çizgisi arasındaki farkın artmasıdır…
İnsanın aklına gelen ilk düşünce şudur, “Madem dünya yuvarlak bunun bir sınırı olmalı.”
Bu düşünce temelde bir matematik problemini de beraberinde getirmektedir. Dünyanın çapının ölçülmesi problemi.
Bu problemin çözümüne ilişkin, Matematik ve Geometri çılgınları dediğim Eski Yunan medeniyetinin ender şahsiyetlerinden Erathostenes, bilinen ilk açıklamayı yapmıştır. Yaklaşık olarak dünyanın çapını ölçmüştür.
Döneminin en ünlü ilim merkezi olan İskenderiye kütüphanesinin başındaki kişi olan Erathostenes’in çözümü için kullandığı şeyler bir gnomon ve bunun dışında Geometri ve Coğrafya bilgisidir. (Gnomon yere dik olarak saplanan düz bir çubuktan ibarettir. Eski zamanlarda sıkça kullanılan bir takvim aynı zamanda gün içindeki zamanı gösteren bir çeşit ilkel saattir. Gnomon u ayrıca güneş ışınlarının dünyaya geliş açısını hesaplamak için kullanabilirsiniz.(Şekil-2)
Dünyanın merkezine dik olarak yerleştirdiğiniz ve biri diğerine göre güneyde bulunan iki çubuktan, birincisine güneş ışınlarının tam dik geldiği bir anda diğer çubuğa kaç derecelik açıyla geldiğini hesaplarsanız, iki çubuğun çember üzerindeki açısal farklarını da hesaplamış olursunuz. Eğer iki çubuk arasındaki mesafeyi de biliyorsanız çemberin çevresini yani dünyanın çevresini hesaplamış olursunuz. Evet Erathostenes deneyi aynen anlattığımız şekilde gerçekleştirdi. Birinci çubuğu Asusan’a (Bir yerleşim yeri) ikincisini ise kısmen Asusan’ın güneyindeki İskenderiye’ye yerleştirdi (Şekil-3). Asusan’da güneşin tam tepeye geldiği öğle vaktinde İskenderiye deki çubuğa güneş ışınlarının 360 derecelik açının 50 de biri oranıyla geldiğini hesapladı (7,2 Derece). Bu demek oluyor ki Asusan ve İskenderiye arasındaki açısal fark 7,2 derecedir. O dönemdeki uzunluk ölçme birimlerinin şimdiki karşılığına göre İskenderiye ve Asusan arasındaki mesafe yaklaşık olarak 800 km’dir. Bu durumda dünyanın çevresi yaklaşık 40.000 km yapar, bugün ki gerçek uzunluğu ise 39918 km’dir…
Matematik sen ne güzel bir bilim dalısın.

05 Ocak 2008 Cumartesi

Doğadaki altıgen: Kar kristalleri (Snowflakes)

Kar yağdığı zaman hepimiz ne kadarda seviniriz. Karın beyazlığı insanın gözlerini kamaştırır.

Kar üzerine gelen ışığın hemen hepsini yansıttığından beyaz görünür. Karın belkide bilmediğiniz bir özelliği daha vardır oda kar kristallarinin Altıgen şekli.
Kar kristalleri neden altıgendir ? Konunun uzmanlarına göre bir kristalin şeklini belirleyen temel özellik bu altıgen su moleküllerinin tıpkı bir zincirin halkaları gibi birbirlerine kenetlenmesidir. Altıgen olmasının yanında, kar kristallerinin hiç birinin, birbirine tam anlamıyla benzememesi en önemli özelliğidir. İnsanı hayretler için bırakan bu durum üzerine, Amerikalı bilim adamı Wilson Bentley ilk araştırmalarda bulunmuş ve incelediği 6000 kar kristalinin, hiç birinin birbirine tam anlamıyla benzemediğini görmüştür. Daha sonra yapılan araştırmalarda da aynı şekilde , aynı büyüklükte ve aynı miktarda su molekülü ihtiva eden, kar kristaline rastlanamamıştır.
Kar kristalleri için denirki havadayken hiç bir kar kristali bir birine değmez bu gerçektende böyledir. Çapı 2-4 mm olan karkristallerinin ağırlığı 0,005 gr dır. Hava akımına karşı dirençli olduklarından yavaş yavaş yere doğru inerler. Bu iniş sırasında kristaller birbirini ittiğinden yapışmaz ve özelliklerini koruyarak yer yüzüne düşerler. (Yanlız kristaller yeryüzüne yaklaştıkça rüzgarında etkisiyle birbirine geçebilirler. Bu durumda lapa lapa dediğimiz yağışa dönüşürler. ) Kar yağışı -4 ile -20 derece sıcaklıklarında gerçekleşir. Kristallerin şekli ve büyüklüğü havanın sıcaklığına ve nemine bağlı olarak değişir.
Kendinize sanal ortamda bir kar kristali yapmak istemisiniz ? (Tıkla)
(Yukarıda Verdiğim linkte bir flash animasyon var bir parça kağıdı mouse ile kesiyor ve kendinize bir kar kristali yapabiliyorsunuz. Hatta kendi kristalinizin resmini kaydedebilirsiniz.)
Hareketli sanal kar kristali yapmak için (tıkla.)

Google Gruplar
Matematiketkinliklerim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et